Son güncelleme:
Şikâyeti kısa cümlelerle anlatın
Eczacı önce ne olduğunu, ne zamandır sürdüğünü ve kimin için olduğunu bilmek ister. Uzun bir hikâye yerine kısa ve net cümleler kurun:
- “Dünden beri başım ağrıyor.”
- “Mide bulantısı ve ishal var.”
- “İlaç çocuk için, yedi yaşında.”
- “Bu sivrisinek ısırığı, kaşınıyor ve şişti.”
Marka değil, etken madde
Aynı ilaç her ülkede başka bir marka adıyla satılır. Evde kullandığınız ilacın adını söylemek çoğu zaman işe yaramaz; kutunun üstündeki etken madde adı ise her yerde aynıdır: parasetamol, ibuprofen, loratadin gibi.
Yola çıkmadan önce düzenli kullandığınız ilaçların etken maddesini ve dozunu not alın ya da kutunun fotoğrafını çekin. Eczacıya bunu göstermek, marka tarif etmekten çok daha hızlıdır.
Alerji ve kullandığınız ilaçlar
Bir ilaca alerjiniz varsa, hamileyseniz ya da sürekli kullandığınız bir ilaç varsa bunu ilk cümlede söyleyin. Eczacının önereceği ilaç buna göre değişir.
“Penisiline alerjim var.” ya da “Tansiyon ilacı kullanıyorum.” gibi tek bir cümle yeterlidir; önemli bilgiyi sohbetin sonuna bırakmayın.
Doz ve kullanımı teyit edin
İlacı almadan önce nasıl kullanılacağını sorun ve cevabı tekrar ettirin: günde kaç kez, kaç tane, aç mı tok mu, en fazla kaç gün.
Kutudaki kullanım talimatı yerel dildedir. Eczacının söylediğini kutunun üstüne kendi dilinizde not etmek, otele döndüğünüzde yanlış doz almanızı önler.
Reçete kuralları ülkeden ülkeye değişir
Türkiye'de reçetesiz alınabilen bazı ilaçlar başka ülkelerde reçeteyle satılır; bunun tersi de olabilir. Eczacı bir ilacı reçetesiz veremeyeceğini söylüyorsa en yakın doktoru ya da sağlık merkezini sormanız gerekir.
Yanınızda kendi ilacınızı taşıyorsanız orijinal kutusunda ve mümkünse reçetesiyle birlikte taşıyın. Gece açık olan nöbetçi eczaneler kapılarına genellikle yerel dilde bir liste asar.